Uyku Apnesi Olabilirsiniz!

Çok şiddetli horladığınız söyleniyorsa, sabahları yorgun uyanıyorsanız ve gündüzleri uyukluyorsanız uykuda solunum duraklamaları (uyku apnesi) sorununuz olabilir.


2 Mart 2011 Çarşamba

uyku apne tedavi

Horlama Ne Demektir: Uykuda solunum sırasında çıkan gürültülü ve rahatsız edici sese horlama denir. özellikle erişkinlerde çok sık görülür. Çocuklardaki horlamalar genellikle geniz etine bağlıdır ve ayrı bir kategoridir. Burada erişkin horlamaları anlatılacaktır. Erkeklerde ve şişmanlarda daha sık görülür ancak kadınlarda da sıktır. Kişiyi ve yanındaki kişileri rahatsız eden ve sosyal problemler ortaya çıkaran bir durumdur.




Uyku Apnesi Ne demektir: Uyku apnesi de genellikle horlayan kişilerde gürülür. Uyku sırasında solunumun belli bir süre (genelikle 20-30 sn) durmasıdır. Bu solunum durmasına apne denir. Uyku apnesi hastalığı olan kişilerde bu solunum durması ataklarının sayısı saatte 5 ila 30 arasında değişebilir. Hasta apneli dönemin ardından gürültülü bir şekilde nefes alarak ve çırpınmaya benzer bir beden hareketiyle tekrar nefes almaya ve horlamaya başlar. Bir süre sonra yeniden apne dönemi olur. Hasta genellikle apne döneminin sonunda uyanır ancak bunun farkına varmaz.



Horlama ve Uyku Apnesi Neden Oluşur: Üst solunum yollarındaki darlıklar bu problemlere neden olur. Bazen de kesin sebep bilinemez. Kilo fazlalığı olanlarda, kısa ve kalın boyunlularda daha sık görülür. bazen kullanılan ilaçlar ve yüzdeki anatomik bozukluklar horlama ve apne nedeni olabilmektedir. Darlık sebepleri şunlar olabilir:



-Burundaki et ya da kemik eğriliğinin yaptığı burun tıkanıklıkları

-Yumuşak damak ve küçük dildeki sarkmalar, uzamalar ve kas gevşemesi

-Dil kökü ve boğaz kaslarında gerginlik azalması, dil kökünde büyüme

-Bademciklerin ve çocuklarda geniz etinin ileri derecede büyük olması



Ne Gibi Zararları Vardır:Hastada eğer sadece horlama varsa bu daha çok sosyal bir olgudur. Kişinin beraber uyuduğu kişileri rahatsız eder ve iletişimini bozabilir. Horlama ayrıca uyku kalitesini de bozup dinlenmeyi azaltabilir. Eğer uyku apnesi de varsa bu tıbbi olarak da ciddi sorunlara yol açabilir. Apne sırasında kandaki karbondioksit miktarı arta ve oksijen miktarı düşer. Apne uzadıkça bu düşme ciddi derecelere varabilir. Kalbin dakikadaki atım sayısı düşer ve ritm bozulabilir. Bu durum kalp krizi ve kalbin durması ihtimalini arttırır.



Hasta her apne atağından sonra uyanır fakat farkına varmaz. Bu da uyku kalitesini bozar ve gündüz uyuklamalarına neden olur. Bu uyuklamalar çalışırken, başkasıyla konuşurken ve arab kullanırken görülebilir. Sosyal hayat bu şekilde de olumsuz etkilenir. Oksijen oranının düşmesiyle beraber beyin fonksiyonlarıda etkilenir ve hafıza kaybı, konsantrasyon eksikliği, dikkat toplayamama gibi durumlarda oluşur.



Muayenede Ne Görülür: Hasta görüldüğünde ilk dikkati çeken genellikle ya fazla kilo ya da kısa ve kalın boyundur. Bazen normal kilo ve boyunlu insanlarda da olur. Muayenede üst solunum yollarında darlık yapan durumlar tesbit edilebilir. Burunda kemik ya da et, damak ve küçük dilde sarkma, bademciklerin büyüklüğü, dil kökünde büyüme saptanabilir.



Teşhis Nasıl Konur: Teşhis genellikle hastanın veya eşinin anlattıklarıyla konur. Hastanın çıkardığı sesler ve solunumuyla ilgili problemleri eşi anlatır. Bu anlatılanlar ve muayene ile teşhis büyük ölçüde konur ancak yapılan bazı tetkikler de vardır. Rutin olarak yapılan kan tahlilleri, tansiyon ölçümü, kalp ve akciğer ile ilgili tetkiklerin yanısıra en fazla bilgiyi veren tetkik polisomnografi adı verilen inceleme yöntemidir. Polisomnografi de hasta uyku merkezinde bir gece yatırılır. Uyku sırasında izlenen hastada ayrıca kandaki karbondioksit ve oksijen seviyeleri, kalp ritmi ve EKG,beyin fonksiyonalrı ile ilgili olarak EEG, ağız ve burun hava akımının ölçülmesi gibi takiplerde yapılır. Bu tetkikle hastanın apnelerinin var olup olmadığı, ne sıklıkta olduğu, ne kadar sürdüğü ve bunun genel vücut fonksiyonlarına etkisi belirlenmiş olur.



Nasıl Tedavi Edilir: Horlama ve uyku apnesinin tedavisi her zaman kolay değildir. Hem hastanın dikkat etmesi gereken konular hem de hekimin uygulayacağı tedavi yöntemleri vardır. Hastanın dikkat edeceği konular kabaca şunlardır:

-Mutlaka fazla kilolar verilmelidir. Fazla kilo uygulanacak diğer tedavilerinde etkisini olumsuz etkiler.

-Yatmadan önceki 3 saat içerisinde sakinleştirici ilaçları ve uyku ilaçlarını almamak gerekir.

-Yatmadan önceki saatlerde ağır yemek yememek ve alkol almamak gerekir.

-Sırt üstü yatmamak veya yüksek yastıkta yatmak gerekir.

-Çok yorgun olmak horlama ve apneyi arttırır.



Hekim tarafından uygulanaak tedaviler ise şunlardır:



Öncelikle üst solunum yolarında darlık yapan sebepler bulunursa bunlar tedavi edilmelidir. Burundaki et veya kemik ameliyatla düzletilebilir. Damak veya küçük dildeki sarkmalar yine ameliyatla düzeltilebilir. Damak veya küçük dile uygulanabilecek ameliyatlar direk olarak bıçak ile yapılabileceği gibi laser ya da son yıllarda daha fazla kullanılan radyofrekans ile uygulanabilir. Radyofrekans burundaki et büyümeleri içinde kullanılır. Laser tedavisi çok ağrılı olması ve sonuçlarının çok verimli olmaması nedeniyle giderek terkedilmektedir. Yüzün ve dilin anatomik yapılarının düzeltilmesiyle ilgili daha büyük ameliyatlarda vardır ancak bunlar nadiren uygulanır.



Ameliyata uygun olmayan veya ameliyatla iyi sonuç alınamayan hastalarda kullanılan ve başarı yüzdesi çok yüksek olan bir yöntem de CPAP adı verilen bir cihazın kullanılmasıdır. Bu cihaz uyku sırasında takılan bir maske ile basınçlı hava solunmasını sağlar. Bu basınçlı hava ile solunum yollarının uyku sırasında daralması önlenmiş olur. Nerdeyse bütün hastalar bu cihazdan fayda görür. CPAP'ın dezavantajları, bir maske takılmak zorunda kalınması, çok pahalı olması, cihazın çıkardığı gürültünün hastayı rahatsız etmesi sayılabilir.

Uyku Apnesi tedavi yöntemleri

Uyku Apnesi nasıl tedavi edilir?Uyku apnesi çoğunlukla kendiliğinden düzelmez. Tedavisinde kullanılan bir çok yöntem vardır. Hava yolunu açmak için çeşitli araçlar kullanılabilir. Bazı durumlarda da ameliyatlarla tedavi daha iyi sonuçlar verir. Tıkayıcı tipte uyku apnesinde tedavi:Cerrahi tedavi




Uyku apnesinde cerrahi tedavilerin amacı hava yolunu kapatan dokuların alınması, küçültülmesi, veya gerginleştirilmesidir. Cerrahi tedavi seçenekleri şunlardır:UPPP / U3P / Uvulo Palato Pharyngo Plasty. Çoğunlukla genel anestezi altında yapılan ameliyatta damağın gevşek dokuları çıkartılır. Çoğu zaman bu işlemle birlikte bademcikler de alınır. Ameliyat sonrası 14-21 gün süren, düzenli ağrı kesici ilaç kullanımını gerektiren boğaz ağrısı meydana gelebilir. Bu sürede sulu ve yumuşak gıdalar tüketmeniz gerekir ve tam iyileşme genellikle 4-6 haftada tamamlanır. Bu ameliyat hafif ve orta dereceli uyku apnesinin cerrahi tedavisinde en sık kullanılan yöntemlerden birisidir. LPP / Lateral Pharyngo Plasty. Çoğunlukla genel anestezi altında yapılan ameliyatta bademcikler alınır, damağın gevşek dokuları yeniden şekillendirilir ve solunum havasının geçtiği alan yutak kaslarının vektörleri değiştirilerek üç boyutlu olarak genişletilir. Ameliyat sonrası 14-21 gün süren, düzenli ağrı kesici ilaç kullanımını gerektiren boğaz ağrısı meydana gelebilir. Bu sürede sulu ve yumuşak gıdalar tüketmeniz gerekir ve tam iyileşme genellikle 4-6 haftada tamamlanır. Bu ameliyat hafif ve orta dereceli uyku apnesinin cerrahi tedavisinde sık kullanılan bir diğer yöntemdir. Radyofrekans cerrahisi (RF). Uyku apnesinde çoğunlukla diğer cerrahi yöntemlere yardımcı olarak kullanılan ve lokal anestezi ile uygulanan bu işlemde yumuşak damağın gerginleştirilmek istenen bölgelerine ve gerekiyorsa dilin arka kısmına özel bir cihaz ile radyo dalgaları uygulanır. Radyo dalgalarının yumuşak damak dokusu ve dil içinde oluşturduğu etki zamanla damağın gerginleşmesini ve dil kökünün küçülmesini sağlar. Her uygulamada tedavi etkisinin ortaya çıkması için 6 hafta geçmesi gerekir ve çoğunlukla 2 ay aralıklarla olmak üzere 2 veya 3 uygulama gerekir. Uygulamalardan sonra birkaç gün süreyle hafif dereceli ağrı hissedilebilir. Dil kökünü öne çekmeye yönelik ameliyatlar. Bu ameliyatlar dil kökünün hava yolunu tıkadığı hastalarda, çoğunlukla boyundan ulaşılarak uygulanır ve dil kaslarının bağlı olduğu bir boyun kemiğini (hyoid kemik) gırtlak kıkırdağına veya çene kemiğine tespit edilerek öne çekilmesini sağlarlar.Trakeotomi. Bu cerrahi yöntem ancak diğer tedavi yöntemleri işe yaramadığında ve hayati tehdit oluşturacak derecede şiddetli uyku apnesinde kullanılır. Boyundan nefes borusuna açılan bir delik ve bunun içine yerleştirilen bir kanül aracılığıyla nefes alınması sağlanır. Gündüz kapatılabilen bu açıklık uyurken havanın tıkanan boğaz bölgesine uğramadan doğrudan nefes borusuna ulaşmasını sağlar. Diğer yardımcı cerrahiler. Burun bölmesi eğriliğinin (septum deviasyonu) düzeltilmesi, müzmin sinüzitin cerrahi tedavisi, büyük bademciklerin (tonsillektomi) ve varsa geniz etinin alınması (adenoidektomi), çene yapısında bozukluk varsa çene kemiklerinin pozisyonunu düzeltici cerrahiler uyku apnesini tedavi etmek amacıyla kullanılmaktadır. Diğer tedavi yöntemleriCPAP (Continuous Positive Airway Pressure). Uyku apnesi şiddetli derecede ise burun üzerine yerleştirilen bir maske aracılığıyla basınçlı hava veren bir cihaz (CPAP cihazı) ile uyumak yarar sağlar. Cihazın verdiği basınçlı havanın direncine karşı solunum yapmak hava yolunun açık tutulmasını sağlar. Diş aparatları. Dental aparatlar alt çeneyi ve buna bağlı olan dili öne çekerek hava yolunu açık tutmayı amaçlayan, sadece hafif dereceli apnede kullanılabilen protezlerdir. Bu protezlerin her gece uykuda ağıza takılması gerekir ve her hastanın diş kalıbı alınarak o hasta için özel olarak üretilirler. Merkezi uyku apnesinde tedavi:



Tedavi seçenekleri tıkayıcı tipte uyku apnesindekinden daha kısıtlıdır. Apneyle ilgili sağlık sorunlarının tedavisi . Merkezi uyku apnesinin muhtemel nedenleri arasında kalp, sinir sistemi ve kas hastalıkları bulunur. Bu hastalıkların tedavisi apnenin düzeltilmesinde de yararlı olabilir. Oksijen desteği. Uyku sırasında oksijen desteği merkezi uyku apnesinde yararlı olabilir. CPAP (Continuous Positive Airway Pressure). Aynı zamanda tıkayıcı tipte uyku apnesinde de kullanılan bu yöntem, burun üzerine yerleştirilen bir maske aracılığıyla basınçlı hava veren bir cihaz (CPAP cihazı) ile uyumayı gerektirir. Cihazın verdiği basınçlı havanın direncine karşı solunum yapmak hava yolunun açık tutulmasını sağlar. biPAP (bilevel Positive Airway Pressure). Hem nefes alırken, hem de verirken hava yoluna sabit bir basınç uygulayan CPAP cihazından farklı olarak biPAP cihazları nefes alma sırasında daha yüksek, verme sırasında ise daha düşük bir basınç sağlarlar. Bu tedavinin amacı, merkezi uyku apnesindeki zayıf nefes alma sorununu aşmaktır. CPAP gibi, burun üzerine yerleştirilen bir maske aracılığıyla basınçlı hava veren bir cihaz ile uyumayı gerektirir.

uyku apnesi tedavisi

Bazı insanlar neden horlar?


Horlama, üst hava yollarının kısmen tıkanması sonucu çıkan sestir. Alt hava yolları (Larinks, trakea, bronşlar) kıkırdak doku ile çevrelendiklerinden daima açık kalır, nefes alıp verme ile kapanmaz. Halbuki üst hava yollarında (burundan başlayıp, ağızdan larinkse kadar olan kısım) kıkırdak dokusu yoktur. Üst hava yollarının açık kalmasını sağlayan güç, ağız ve boğazdaki kasların kasılmasıdır.



Yalnız nefes alırken oluşan negatif basınç ile bu açıklık kapanmaya meyillidir.



Uyku sırasında hem yatış pozisyonundan hem de kasların uyanıkkenki hale göre daha gevşek olasından dolayı üst havayolları kısmen tıkanabilir. Nefes alırken hava kısmen tıkanmış hava yolları titreşir, horlama sırasındaki sese sebep olur. Horlama, havanın kısmen tıkalı hava yollarından geçerken oluştuğu sestir.



Horlamak tehlikeli midir?

Horlama sırasında çevreye verilen rahatsızlığı saymazsak, horlamak tehlikeli midir, sağlığa zararlı mıdır? Bununla ilgili yapılan araştırmalar net bir sonuca varabilmiş değil. Yalnız basit horlamanın çok önemli olmadığını söyleyebilirz. Eğer horlama, kan oksijen seviyesinin düşmesine sebep olacak kadar ileri boyutlara varırsa, ki buna uyku apnesi deniyor, o zaman farklı rahatsızlıklara yol açan tehlikeli boyutlara ulaşabilir.



Uyku apnesi nedir?

Uyku apnesi, uyku sırasında oluşan solunum duraklamalarıdır. Yalnız bu hastalıkta sadece solunum durması değil, azalması (hipopne) de neden olabilir. Uyku apnesi iki nedenle olabilir; santral ve obstrüktif.



Santral(merkezi) nedenlle oluştuğunda solunum çabası yoktur.Yani beyin solunum kaslarını uyarmaz. Bu durum daha çok ilaç zehirlenmelerinde ve beyin hasarlarında olur ve uyku apnesinde tek başına bir neden olması çok nadirdir.



Obstrüktif (engelleyici) apnede ise soluk alma sırasında üst hava yollarında olan fiziksel bir engel vardır. Uyku apnesinin daha sık bir nedenidir. Bu durumda beyin vücuda nefes alması için emir verir, diyafram ve diğer solunum kasları bu emre cevap verir ama üst solunum yollarında bunu engelleyen bir bariyer vardır. Ağzın içinde sadece dil yoktur. Küçük dil, yumuşak damağın merkezinden aşağı doğru sarkan bir et parçası (uvula) vardır.



Bütün bu organların yerinde ve doğru olarak çalışmasını sağlayan, dilin ve küçük dilin tabanına yerleşmiş olan yumuşak damağın kasları gevşer ve sarkarak hava yolunu tıkar.



Bu durum, nefes almayı zorlaştırır ve solunumun gürültülü hale gelmesine sebep olur.



Solunum periyodik olarak durduğu zaman, bu hali dışarıdan dinleyen birisi horlamanın belirli aralıklarla kesildiğini duyar. Bu sırada kan oksijen seviyesi düşer, karbondioksit seviyesi artar. Kandaki bu değişimler beyindeki merkezleri uyararak uyanmayıı sağlar.



Uyku kesilince kişinin boyun kasları uyanıkken olduğu gibi normal kasılma gösterir. Hava yolu açılır ve hasta tekrar uykuya geçer.



Bütün bunlar çok kısa sürelerde yaşanır. Öyle ki, bu uyanmaları hasta sabahleyin hatırlamaz bile...



Bu nefes kesilme süresi bazen on saniye bazen de bir-iki dakika kadar olabilir. Bu soluksuz duraklamalar gece boyunda tekrarlanır. Sabaha dek elli yüz kez tekrar edenler bile vardır.



Uyku apnesini hazırlayıcı faktörler

Bu rahatsızlık özellikle metropollerde çok yaygınlaşmıştır. Bu rahatsızlıkta kişinin fizyolojik yapısının önemi olmakla birlikte, vücuttaki bağışıklık sisteminin bozulması, mide ilaçları, sinir ilaçları, ağrı kesiciler, antibiyotikler, anksiyeteler yani iç daralması iç burulması, kimyasal maddeler, hazır gıdalarda bulunan koruyucu maddeler vs de uyku apnesini hazırlayıcı faktörlerdir.



Örneğin fazla kilolu olanlarda olduğu söylenir. Oysa aynı şekilde köylerde ve kırsal alanlarda fazla kilolu olanlarda aynı rahatsızlığa rastlanmaz. Çünkü beslenme tabiidir, çevre kirliliği yoktur.



Çevre kirliliği, hava kirliliği deyip geçmemek lazım. Bütün bunlar burunda mukoza kalınlaşması meydana getiriyor. Farkında olmadan bir zaman sonra daralma oluyor. Hava akımı devamlı dengeli gelmediği için mekanik bir durum meydana geliyor. Kemikler eğriliyor. Yani oradaki fizyolojik mekanizma etkileniyor.



Vücuttaki diğer fiziki rahatsızlıklar vücudun dengesini bozmakta, beyne oksijen akışını aksatmaktadır.



Bu deveran normal olmadığı zaman, vücut hücresinin mesaj alış verişi normalde saniyede otuzbine yakın iken yirmi bine belki on bine düşüyor. O zaman ilgili yerlere gerektiğinde yeteri kadar mesaj iletilemiyor.



Bu aksama solunum sisteminde gerçekleşiyorsa, adına solunum sisteminde rahatsızlık diyoruz, başka bölgede etki ederse o bölgede rahatsızlık diyoruz.



İdeal solunum ve solunumu engelleyici faktörler

Burundan nefes almak, solunum için çok önemlidir. Hava burundan geçerken vücut ısısına göre ısınır, süzülür, toksik maddelerden arınır. Gerektiği kadar nemli olur.



Uyku apnesi rahatsızlığı olan birçok hastanın burnu tıkalı olduğu için ağızdan nefes alırlar.



O zaman ağızda kuruma başlar. Bu olaya vücut tepki gösterir ve küçük dil ve bademcikler daha da fazla büyür. Tabii burada dilin yapısı da önemli.



Dilin anatomik durumu pozisyonu, öne arkaya durumu çok önemlidir.



Toksik maddeler solunum kaslarının belirli şekilde belirli esneklikte kasılmasını engeller. Hava soluk borusundan rahatça geçemez. Bu yavaşlama bütün sistemi etkileyecek kadar önemlidir.



Solunumda yavaşlama veya duraksama olduğu zaman, beyne gerektiği kadar oksijen gitmez. Bu ise beyinde tahribat riskini oluşturur.



Yine alerjik ya da gizli alerjik bünyelerde reaksiyon sebebiyle küçük dil on santim kadar uzayabilir. Hatta öyle ki, nefes yolunu tamamıyla kapatabilir



Uyku apnesinin belirtileri nelerdir?

Gürültülü horlama

Apne nöbetleri sırasında horlamanın duraklaması, geçici sessizlik dönemkleri

Uykuda aşırı terleme

Sabah dinlenmeden kalkma, gün içinde yorgunluk hali, uyuklama

Sabah baş ağrıları, ağız kuruluğu

Kişilik değişiklikleri, konsantrasyon eksikliği

Cinsel isteksizlik, yetersizlik

Uyku apnesi çocuklarda da görülebilir. Horlama, horlamayı takiben derin iç çekmler görülebilir. Genelde boyun gergin, baş yukarı doğru yatar ve ağız açık kalır. Gece kabuslar görebilir. Daha önceden tuvalet eğitimini almış bir çocuk altını ıslatmaya başlayabilir. Sabah zor uyanır, ve gün içinde uykulu olur. İlginç olarak bazı çocuklarda ise uyku apnesi hiperaktiviteye ve davranış değişikliklerine neden olabilir. Uyku apnesi olan çocuklar gün içinde genelde ağızdan solur.



Uyku apnesinin nedenleri nelerdir?

Uyku dinlenme anıdır. Nasıl hareket etmezken çalışan otomobil rölanti halindeyse, insan vücudu da uykuda tıpkı bu halde olduğu gibi rölantiye geçer. Uykuda iken, solunumda kullanılan kaslarımız da dahil, vücuttaki bütün kaslar uyanık haldekinden daha fazla gevşer. Bu gevşeme kimilerinde çok daha fazla olur. Öyle ki solunum tehlikeye girer. Soluk borusu kapanmaya yüz tutar.



Bir kısım insanda ise kaslar, uykuda normal bir dereceye kadar gevşer, fakat boyun pasajı normalden daha dar olduğu için uykuda kapanma yine gerçekleşir.Bazı vakalarda da problem beynin uyku da solunumu kontrol eden kısmındadır. Beyin, solunumu kontrol eden kaslara gerekli emirleri göndermeyi unutuyor gibi gözükür.



Bu durum niye böyle oluyor denildiğinde, somut belirtileri temel alan geleneksel tıp, kesin bir belirtisi yoktur der. Ancak bu durumu etkileyen birçok faktör vardır. Kişinin çocukluğundan itibaren yaşadığı her hal bünyenin geleceğini etkilemektedir.



Örneğin,



Bünyede olan gizli alerji,

Karaciğerdeki enzim salgılanma bozukluğu,

Kulaklardaki arızalar,

Kalın bağırsağın durumu, kabızlık, şişkinlik, gaz gibi şikayetler,

Burun kemiklerinde deviasyon yani eğrilik,

Burunda polip olması,

Fazla kilolu olmak,

Küçük dilin normalden uzun olması, çenenin dar ve küçük olması

Solunum yollarında yaşanan birtakım problemler,

Aşırı stres, ve yorgunluk

Sigara, alkol, anti-depresan türü sakinleştirici ilaç kullanımı,

Ses tellerinde farklı sebeplerden dolayı oluşan ödem,

Toksik maddeler,

Çevre kirliliği, egzos dumanları vs.

Boyun rahatsızlıkları sebebiyle beyne giden oksijen azlığı, gibi bir çok faktör daha vardır.

Bir hatırlatma



Uyku apnesi şikayeti olanlara bazen, derinlemesine bir araştırma yapmadan deniliyor ki:

-Burunda deviasyon, yani kemik eğriliği var

-Burunda polip var

-Genizde et var

-Küçük dilin uzamışlığı var



-Ne yapacağız?

-Minik bir operasyonla (ameliyatla) hiçbir şey kalmayacak.



Hasta bu öneriyi kabul ediyor ve operasyon gerçekleşiyor. Sonuç?



Belirgin anatomik sebeplerden dolayı uyku apnesi sorunu olanlar büyük oranda rahatlıyor. Ama bazı hastalarda daha karışık bir tablo oluyor ve ameliyatla hiçbir şey değişmiyor. Yahut bir müddet rahatlama olsa da, çok geçmeden aynı rahatsızlık tekrar ortaya çıkıyor?



Eğer minik ameliyatlarla bu konuda gerçekten % 100 başarı elde edilebilseydi, sağlıkta gelişmiş Amerika gibi İngiltere gibi birçok ülkede, bu tür sorunlar tamamen ortadan kalkmış olurdu.



Oysa dünyanın her yerinde uyku apnesi henüz kesin çözümü olmayan rahatsızlıklar arasındadır.



Neden?



Çünkü anatomik yapısal bozukluk haricinde bu tür vakalar bazen sonuçtur. Sebebini ortadan kaldırmadan sonuca nasıl çözüm bulunabilir ki?



Kişiden kişiye fark vardır...

Klinik tecrübelerimizde yüzlerce vakada şunu gördük;



Kişinin burnunda et olabilir, kemik eğriliği yani deviasyon olabilir, küçük dil daha uzun olabilir. Ama kişinin diğer organları iyi olabilir. Sağlığı yerinde olabilir. Örneğin kişi,



Sigara içmez, alkol kullanmaz.

Sindirim sistemi iyi çalışıyor ve kabızlık çekmiyordur.

Karaciğeri düzenli çalışıyordur.

Akşamları yemeklerini hafif yer.

Kendini fazla yormaz.

Tabi gıdalarla ekolojik beslenme sağlar

Bu kişide uyku apnesi rahatsızlığı gözükmez.



Bunun aksine, örneğin kişide;



Burunda kemik eğriliği yoktur. Damakta polip yoktur. Genizde et yoktur ama uyku apnesinden şikayetçidir. Çünkü bu kişide boyun fıtığı, kabızlık, hazımsızlık, kulakta uğultu, çınlama, yüksek tansiyon vs varsa hasta yine horlama, ve uyku apnesi söz konusu olabilir.



Maraş Akupunktur olarak biz, herhangi bir sebepten dolayı bize gelen hastayı tedaviye aldığımızda, hastamız ya da yakını bir zaman sonra şunu söylüyor:



-Doktor bey, eşimin horultusu azaldı, kesildi. Nefes alma esnasındaki nefessizlik nöbetlerinde azalma oldu.



Uyku apnesine bağlı rahatsızlıklar...

Yüksek tansiyon:Uyku apnesi olan hastaların çoğunda yüksek tansiyon da var. Uyku apnesi yüksek tansiyon için tek başına bağımsız bir risk faktörüdür.

İnsülin direnci: Bu hastalar diyabet geliştirmeye daha yatkındırlar.

Felç ve kalp krizi oranları bu hastalarda daha yüksek

Pulmoner hipertansiyon: Bu hastalarda akciğer damarlarında da yüksek basınç olabilir.

Depresyon

Nasıl teşhis edilir?

Hastaya tüm gece uyku tetkiki yapılır. Bu tetkik sayesinde;



Beyne ulaşan mesaj dalgalarının durumu,

Dil, damak, göğüs, diyafram, boyun ve çevre kaslarındaki gerilim oranı,

Gözün hareketlerindeki değişiklik,

Uyanıkken yapılan solunuma göre uykudaki solunum hareketleri,

Kandaki oksijen düzeyi,

Horlama derecesi ölçülerek toplam verilere göre hastaya teşhis konur.

Tedavi

Sigara, içki, çeşitli uyku hapları ve sakinleştiriciler, kasların gevşemesini artırır, hava yolunun daha da kapanmasına sebep olabilirler. Bunları bırakmak kimi zaman yeterli olabilir. Ayrıca fazla kilosu olanların kilo vermesi de etkili olacaktır.



Uyku apnesi olanlarda kullanılan standart tedavi CPAP'tır (continous positive airway pressure). Bir maskeyle hastaya devamlı olarak basınçlı hava verilir. Bu sayede havayolunun kapanmasını engeller. Etkin bir tedavi metodudur. Havayolunun devamını sağlayarak uyku sırasında kan oksijenini normal seviylerde tutar.



Cerrahi tedaviler



Tedavide ilk seçim değildir. CPAP'ın başarısız olduğu durumlarda kullanılabilir.



Ameliyatla üst hava yolunu tıkayan bariyerler alınabilir. Farklı tipleri vardır ve yapılacak ameliyat hastaya özgüdür.



Akupunktur ve uyku apnesi tedavisi

Uyku apnesi tedavisinde de akupunktur, bilinen tedaviler arasında en etkili olanıdır.



Çünkü; bir kez daha belirtelim ki, akupunktur vücudu bir bütün olarak tedavi eder, yeniler



Vücuttaki bütün hücrelerde tamir bakım ve onarım faaliyetini başlatır.

Vücuttaki bağ dokularını kuvvetlendirir.

Vücuttaki kas dokularını kuvvetlendirir.

Kan alması gereken tüm dokuların kanlanmasına sebep olur,

Vücuttaki ağrıların giderilmesinde oldukça etkilidir.

Sindirim sistemini düzenler.

Şişkinlik, gaz, ekşime, kabızlık gibi birçok rahatsızlığı ortadan kaldırır.

Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.

İmmün (bağışıklık) sistemini dengeler,

Uykusuzluk, sabah yorgunluğu, halsizlik gibi durumları ortadan kaldırır.

Strese karşı dayanıklılık kazandırır,

Bel ve boyundaki yapısal bozukluğu tedavi eder. Bu sayede beyne normal kan ve oksijen gitmesini sağlar.

Akciğerlerin daha iyi çalışmasını sağlar.

Kalp daha rahat çalışır, kanı daha iyi pompalar.

Damarların iç cidarlarındaki tahribatı ve pıhtılaşmayı azaltır.

Hastanın kolesterol seviyesini düşürür.

Vücudun enerji dağılım dengesini yerine getirir,

Ödem çözücü özelliğiyle damarlar ve sinirlere yapılan baskıyı önler.

Rahatlayan sinirler sebebiyle ağrı ve şikayet ortadan kalkmış olur.

Vücudu zindeleştirir, gençleştirir.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Uyku Apnesi Trafik Kazası Nedeni

Uykuda nefes durması anlamına gelen “uyku apne sendromu” olan kişilerin trafik kazası yapma riskleri en az 7-8 kat daha yüksek.

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi ve “Uyku Laboratuvarı” sorumlusu Prof. Dr. Mehmet Karadağ, uykunun vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu söyledi. Bir filozofun, “Uyku sağlıkla beden arasındaki altın bir zincirdir” dediğini vurgulayan Karadağ, bu zincir koptuğu zaman bedenin sağlıkla buluşmasının mümkün olmadığını belirtti.

Karadağ, düzenli olarak nefes alıp vermenin vücuttaki tüm sistemlerin sağlıklı olarak işleyebilmesi için şart olduğunu belirterek, ancak bazı insanlarda uykuda nefes alıp vermenin düzenli şekilde gerçekleşmediğini kaydetti. Uykuda nefes durması anlamına gelen “uyku apne sendromu” olan kişilerin, uykularında bazen nefes alamadıkları için hayatlarında birçok şeyin bozulduğunu anlatan Karadağ, şunları söyledi:

“Gece düzenli olarak nefes alıp veremeyen ve dolayısıyla da uyuyamayan insanlar, önce sinirli ve gergin olurlar, her şeye ve herkese kolayca kızabilirler. Bu belirtiler ilerledikçe, rahatsızlığın vücutta yaptığı tahribat da artar. Hastalığın ilk belirtisi horlamadır. Daha sonraki aşamalarda horlayan kişilerde gündüz aşırı uyuklama, esneme, oturduğu yerde uyuma gibi belirtiler görülür. Bu hastalık önceleri hafif şiddette başlar ve giderek şiddetlenir. Biz hangi aşamada hastaya ulaşmışsak, onu o aşamada iyileştiririz. İyileşme geciktikçe, vücuttaki tahribat daha fazla olur. Sinirlilik, uyumsuzluk halinin üzerine, artık vücutta sistemlerin düzensiz olarak çalışması başlar. Strese bağlı dediğimiz ve özellikle yüzyılımızın hastalıkları olarak bilinen birçok hastalık, apne hastalarında görülür. Hipertansiyon, kalp damar hastalıkları gibi.”

Sağlıklı kişilerin de apne rahatsızlığı bulunanlardan etkilendiklerine işaret eden Karadağ, “Nasıl sigara içen birisi sadece kendisine zarar vermiyor, çevresindeki pasif içicilere de zarar veriyorsa, apne hastaları da aynen böyledir” dedi.

Karadağ, bu zararın başında trafik kazalarının geldiğini belirterek, Türkiye’de 16 milyon ehliyetli sürücü bulunduğunu ve bunların en az 160 bininin apne hastası olduğunu kaydetti.

“APNE HASTALARI DAHA ÇOK TRAFİK KAZASI YAPIYOR”

Bu kişilerin bir kısmının hastalığının, kırmızı ışıkta durdukları zaman uyuyacak kadar ağır olduğunu anlatan Karadağ, şöyle konuştu:

“Bu kişiler dikkatsizlik ve dalgınlık sonucunda trafik kazalarına neden oluyorlar. Apne hastalarının, olmayanlara oranla trafik kazası yapma riskleri en az 7-8 kat daha yüksektir. Hele bizim ülkemizde, ölümlü trafik kazaları, gelişmiş ülkelere göre oldukça yüksek. Apne olmadığı halde apneli kişilerin yol açtığı trafik kazalarında hayatlarını kaybeden insanlar var. Biz, Türkiye’deki tüm ağır vasıta şoförlerinin, uykuda apne sendromu olmadığı belirlendikten sonra araç kullanmasına izin verilmesini istiyoruz. Çünkü, bu insanlar ölümle sonuçlanan trafik kazalarına neden oluyorlar. Bunlara, eğer apnesi olmadığı kanıtlanıp sonra ehliyet verilirse, trafik kazalarının son derece azalacağını düşünüyoruz.”

UYKU LABORATUVARLARININ ÖNEMİ

Prof. Dr. Mehmet Karadağ, uyku apnesi olan insanların tedavi edilebilmesi için uyku laboratuvarlarının çok önemli olduğuna değinerek, bu laboratuvarlarda kişilerin uykularında kontrol edildiklerini, kesin teşhis konulduktan sonra da tedavilerinin yapıldığını bildirdi. Merkeze gelen hastalara “uykululuk skalası” denilen bir test uyguladıklarını dile getiren Karadağ, şöyle konuştu:

“Burada hastalara 8 soru soruluyor ve çıkan sonuca göre kişinin apne hastası olup olmadığı belirleniyor. Eğer bir kişi (horluyorum) diyorsa ve gündüz uyuklaması varsa, hele hele eşi veya arkadaşı, bu kişinin gece horlarken zaman zaman nefesinin durduğunu gözlemlemişse, bu onun yüzde 90’ın üzerinde apne hastası olduğu anlamına geliyor. Bu kişiler mutlaka bir uyku laboratuvarına gelerek uyku testi yaptırmalı,çıkan sonuca göre de tedavisini ihmal etmemelidir.”

9 Mayıs 2010 Pazar

Uyku Apnesi Apnesi Bu Kişilerde Daha Çok Görülür!


Her nekadar erişkinlerde , erkeklerde , horlayanlarda, menopoza girmiş bayanlarda, yaşlılarda, ve kilolularda daha sık görülmekte ise de obstrüktif uyku apnesi çocuklarda,genç bayanlarda ve zayıf insanlarda da tesbit edilmektedir.


Uyku apnesi orta yaşdaki kilolu erkeklerin hastalığıdır şeklindeki izlenim yanlıştır.

Ayrıca hastaların 1/4'ü şişman değildir.

Hakikat şişman erkeklerin çoğu ve kilolu bayanların çok büyük bir kısmında apne yoktur.

Uyku Apnesi En Az Astım ve Şeker Hastalığı Kadar Yaygın Bir Hastalıktır!

Tıbben ciddi kabul edilen tıkanmaya bağlı uyku nefessizliğinin (tıbbi: obstrüktif uyku apnesi ) toplum içindeki yaygınlığı yüksektir.

Kadınların en az %2'inde ve erkeklerin %4'ünde görülmektedir.

Bu rakamlar hastalığın en az astım ve şeker hastalığı kadar yaygın olduğunu göstermektedir.

Çocuklarda Uyku Apnesi Görülür Mü?


Her ne kadar erişkinlerde , erkeklerde , horlayanlarda, menopoza girmiş bayanlarda, yaşlılarda ve kilolularda daha sık görülmekte ise de obstrüktif uyku apnesi çocuklarda, genç bayanlarda ve zayıf insanlarda da tesbit edilmektedir.


Fakat çocuklarda ve bebeklerde uyku apnesi daha az raslanan bir hastalıktır.